from l'origine du monde

(...) ama ben ölmeden önce de daima geç kalan, bazen hiç gelmeyen biriydim. sevmeyi ve üzülmeyi kendime saklamayı severdim. gene de ona söyleyeceklerimi söylemem lazım. yoksa gidemeyeceğim belli. vasatlığa mahkum edileceğim. terbiye edile edile sonunda gündelik şeylerin uzmanı olmayı öğreneceğim.
kötü bir yokluk. bir sonu belirsizlik hali. haftalarla ölçüyorum. bunu da idare ettik, diyorum. yaz da gelecek. orta karar filmler, televizyon programları, tatminsiz arkadaşlar, doldurulması gerekn buzdolabı, yıkanması gereken çamaşırlar, sürdürülümesi gereken standartlar derken… derken yaz gelecek. ömür fazla uzun, ama geçiriyorsun işte. sike sike.
ben tanrı misafiriyim. birisi yerimi göstersin bana.